Türkler İran’da Ev Alabilir mi? Bir Tren Garında Başlayan Hikâye
Kayseri Garı’nı oldum olası severim. Çocukluğumdan beri tren garlarının içinde garip bir hüzün vardır benim için. İnsanlar ya bir yere gider ya da birinden döner. Ortada hep eksik kalan bir şey olur.
Geçen yılın kasım ayında yine garın yakınındaki küçük çay ocağında oturuyordum. Hava çok soğuktu. Çayın buharı yüzüme vururken telefonumdan İran’daki ev fiyatlarına bakıyordum. Neden baktığımı tam bilmiyordum aslında. Belki kaçmak istiyordum biraz. Belki başka bir ülkede yeniden başlama fikri kulağıma romantik geliyordu.
Sonra kendi kendime şu soruyu sordum:
“Türkler İran’da ev alabilir mi?”
Bazen insanın hayatını değiştiren şey büyük kararlar olmuyor. Küçücük bir Google araması bile bazen içini darmadağın etmeye yetiyor.
O gün bunu yaşadım.
Kayseri’de Sıkışmış Hissettiğim Günler
Aresreklam okurlarına özel bu yazımızda “Türkler İranda ev alabilir mi” konusunu derinlemesine inceliyoruz.
25 yaşındayım. Kayseri’de büyüdüm. Buranın sabahlarını bilirsiniz; özellikle kışın gri olur. İnsan daha güne başlarken içinde hafif bir ağırlık hisseder.
Ben de son birkaç yıldır tam olarak öyle hissediyordum.
Üniversiteyi bitirmiştim.
Bir işe girmiştim.
Maaş alıyordum.
Ama içimde sürekli eksik kalan bir şey vardı.
Akşamları eve dönünce günlük yazıyorum. Yıllardır yazıyorum hem de. Geçenlerde eski defterleri karıştırırken bir cümle gördüm:
“İnsan bazen yaşadığı şehirden değil, kendi hayatından taşınmak ister.”
Okuyunca uzun süre sustum.
Çünkü doğruydu.
İran Fikri Nereden Çıktı?
Aslında her şey İranlı bir turist çiftle başladı.
Kapadokya turuna katılmışlardı. Ben de bir arkadaşın kafesinde yardımcı oluyordum o dönem. İngilizce konuşarak anlaşmaya çalışıyorduk. Kadın bana Tebriz’den geldiklerini söyledi.
Sonra telefonu çıkarıp evlerinin fotoğrafını gösterdi.
Eski taş duvarlı, avlulu, inanılmaz sıcak görünen bir evdi.
Fotoğrafa bakarken içimde garip bir his oluştu. Çocukken anneannemin köy evine gittiğimiz günleri hatırladım. Sobanın üstünde kaynayan çay, eski halılar, duvardaki saat sesi…
Bazı evler sadece bina olmuyor çünkü.
İnsanın içine dokunuyor.
O gece eve dönünce saatlerce İran videoları izledim.
Tebriz.
Şiraz.
Tahran.
İsfahan…
Ve sonra yine aynı soru:
“Türkler İran’da ev alabilir mi?”
Türkler İran’da Ev Alabilir mi? Araştırırken Yaşadığım Şey
İlk başta sadece merak ediyordum. Sonra konu yavaş yavaş hayale dönüştü.
Araştırdıkça öğrendim ki yabancıların İran’da ev alması tamamen imkânsız değil ama süreç oldukça karmaşık. Özellikle vatandaşlık konusu sanıldığı gibi işlemiyor. İran’da mülk almak direkt vatandaşlık sağlamıyor.
Bazı bölgelerde yabancılar için özel izinler gerekiyor.
Tapu süreçleri farklı işleyebiliyor.
Bürokrasi bazen çok yorucu olabiliyor.
Ama beni asıl etkileyen hukuki detaylar değildi.
Kendime şunu sorarken yakaladım:
“Ben gerçekten başka bir ülkede yaşayabilir miyim?”
İnsan bazen bilgi ararken aslında kendini arıyor.
Babamla Yaptığım Konuşma
Bir akşam mutfakta babama İran’dan bahsettim.
Çayı karıştırmayı bıraktı.
Bana baktı.
“Ne yapacaksın İran’da oğlum?” dedi.
Cevap veremedim.
Çünkü gerçekten bilmiyordum.
Kaçmak mı istiyordum?
Yoksa yeni bir hayat mı kurmak?
İkisi aynı şey değil aslında.
Babam sonra sessizce şunu söyledi:
“İnsan gittiği yere kendini de götürüyor.”
O cümle canımı sıkmıştı.
Çünkü haklıydı.
Otobüs Yolculuğunda Kurduğum Hayal
Bir gece Ankara otobüsünde cam kenarında otururken İran’da yaşayacağımı hayal ettim.
Bazen uzun yolculuklar insana gereğinden fazla düşündürüyor.
Kulaklık takmıştım.
Dışarıda kar yağıyordu.
Otobüs ışıkları yola vuruyordu.
Kendimi Tebriz’de küçük bir evin balkonunda düşündüm.
Sabah erkenden uyanıyorum.
Sokaktan ekmek kokusu geliyor.
Alt kattaki yaşlı adam dükkânını açıyor.
Ben çay koyuyorum.
İnsan neden böyle şeylerin hayalini kurar bilmiyorum.
Belki huzur arıyordum sadece.
Kayseri’de son yıllarda herkes çok gergin geliyor bana. Herkesin içinde görünmeyen bir telaş var. Kahvede oturan amcalar bile mutsuz sanki.
Bir noktadan sonra şehir insanın omzuna ağırlık gibi çöküyor.
Türkler İran’da Ev Alabilir mi Diye Sorarken Aslında Ne Arıyordum?
Bence mesele hiçbir zaman ev değildi.
Ben aidiyet arıyordum.
Bir yere ait hissetmek istiyordum.
Çünkü son yıllarda en çok bunu kaybettim. Sabah işe gidip akşam dönüyordum ama yaşadığımı hissetmiyordum.
Bazen gece üçte uyanıp tavana bakıyorum.
İçimde açıklayamadığım bir boşluk oluyor.
Sonra günlük defterimi açıyorum.
Bir gece şöyle yazmışım:
“İnsan bazen yeni bir ülkeye değil, yeni bir ruha taşınmak istiyor.”
Okuyunca boğazım düğümlendi.
İranlı Bir Emlakçıyla Konuşmam
İnternetten bir emlak danışmanına yazdım bir gece.
İngilizce konuşuyorduk.
Kendisine direkt sordum:
“Türkler İran’da ev alabilir mi?”
Cevabı uzun oldu.
Yasal süreçlerden bahsetti.
Bazı bölgelerde durumun daha kolay olduğunu söyledi.
Yabancı yatırımcıların ilgisinin dönem dönem arttığını anlattı.
Ama sonra bana şunu yazdı:
“İran’da yaşamak turist gibi gezmekten farklıdır.”
Telefon ekranına uzun süre baktım.
Çünkü doğruydu.
İnsan bir ülkeyi tatilde sever.
Ama hayat başka şey.
Faturalar var.
Yalnızlık var.
Dil problemi var.
Özlemek var.
En kötüsü de şu:
İnsan bazen kendinden kaçtığını başka ülkede anlıyor.
Annemin Sessizliği
Annemle bu konuları konuşmak daha zor.
Bir akşam salonda otururken “İran’a gitsem ne dersin?” diye sordum.
Televizyona bakmaya devam etti.
Bir süre konuşmadı.
Sonra çok sakin bir sesle:
“Mutlu olacaksan git,” dedi.
O an içim parçalandı.
Anneler bazen insanın kurduğu cümleden daha fazlasını hissediyor.
Sanırım benim mutsuz olduğumu uzun zamandır biliyordu.
Ev Meselesi Neden Bu Kadar Duygusal?
Çünkü ev sadece yatırım değil.
Ev demek:
Akşam dönecek bir yer demek.
Perde asmak demek.
Balkona sandalye koymak demek.
Bir şehirde kalmaya karar vermek demek.
Ben uzun süredir hiçbir yere ait hissetmiyorum.
Belki bu yüzden İran’da ev alma fikri beni bu kadar etkiledi.
Sanki başka bir ülkede yeni biri olabilecekmişim gibi geldi.
Kayseri’de Kar Yağarken
Bu kış çok kar yağdı.
Bir gece dışarı çıkıp yürüdüm. Cumhuriyet Meydanı bomboştu. Ayak seslerim yankılanıyordu.
O an içimde çok yoğun bir yalnızlık hissettim.
İnsan kalabalığın içinde de yalnız hissedebiliyor gerçekten.
Telefonumu çıkarıp yine İran’daki ev ilanlarına baktım.
Bazıları eskiydi.
Bazıları küçüktü.
Bazıları şaşırtıcı derecede ucuzdu.
Ama fotoğraflara baktıkça şunu fark ettim:
Ben aslında o evlerin içindeki hayatı seviyordum.
Eski halılar.
Dar mutfaklar.
Balkondaki çiçekler.
Pencereden sarkan perdeler…
Bunlar bana sıcak geliyordu.
Çünkü uzun zamandır hiçbir şey sıcak hissettirmiyordu.
Aresreklam sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler. “Türkler İranda ev alabilir mi” hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın!
Türkler İran’da Ev Alabilir mi? Evet Ama…
Uzun araştırmalar sonunda gördüğüm şey şu oldu:
Evet, bazı koşullarla mümkün.
Ama süreç dikkat gerektiriyor.
Hukuki danışmanlık gerekiyor.
Her bölgenin uygulaması farklı olabiliyor.
Fakat dürüst olayım…
Bence mesele prosedür değil.
İnsan başka bir ülkede gerçekten yeni bir hayat kurabilir mi?
Asıl soru bu.
Ben hâlâ cevabı bilmiyorum.
Günlüğümdeki Son Sayfa
Geçen hafta yine günlük yazıyordum.
Şunu fark ettim:
Eskisi kadar kaçmak istemiyorum artık.
Belki de insanın önce kendi içindeki evi bulması gerekiyor.
Yine de İran düşüncesi içimde hâlâ özel bir yerde duruyor. Özellikle Tebriz…
Nedense o şehir bana hep huzurlu geliyor.
Belki bir gün giderim.
Belki gerçekten küçük bir ev alırım.
Belki sadece birkaç ay kalırım.
Bilmiyorum.
Ama artık şunu biliyorum:
İnsan bazen internetten “Türkler İran’da ev alabilir mi?” diye aratma yaparken aslında bambaşka bir şey arıyor.
Bir ihtimal arıyor.
Yeni bir başlangıç arıyor.
Kendini yeniden hissedebileceği bir hayat arıyor.
Ve galiba ben de uzun zamandır tam olarak bunu arıyordum.