72 Desibel Yüksek Mi? Kayseri’nin Sokaklarında Bir Gencin Hikayesi
Kayseri’de yaşayan biri olarak, buradaki hayatı hiç kimseye anlatamam, çünkü burada yaşadıklarım, kalbimin derinliklerine kazınan anılardan başka bir şey değil. Kimseyle konuşmasam da, her şeyin bir şekilde kaydını tutarım; yaşadıklarım, duygularım, içimdeki fırtınalar… Belki de bir gün birilerine anlatmak isterim diye yazıyorum. Kayseri’nin sokaklarında gezinirken, bir gün kulağımda yankılanan bir sesle karşılacağımı bilmeden geçiyordum. O gün her şey farklı olacak gibiydi.
Bir Sabah, Bir Desibel ve İlk Şok
O sabah, Kayseri’nin her zaman kendine özgü o sabah serinliği vardı. Fırınlardan yayılan mis gibi ekmek kokusu, halkın birbirine selam verirkenki samimiyeti, bana her zaman huzur verirdi. Ama o sabah bir şey fazlasıyla farklıydı. Hava sanki daha gergindi. Kalbimde bir huzursuzluk vardı, sanki bir şeyler ters gidecekmiş gibi. Yine de sokakta yürürken içimi biraz olsun rahatlatan bir şey vardı: insanlara göz ucuyla bakmak. Herkesin yüzündeki ifadeleri okumak… Ne kadar da boş gibi görünse de, bu küçük şeyler ruhumu okşuyordu.
Kayseri’nin merkezindeki kalabalığa karışırken, bir anda, bir motosikletin gürültüsü kulaklarımı tırmaladı. Bu ses, her zaman kaybettiğimiz huzurun bir sembolü gibi geliyordu bana. 72 desibel mi? Gözlerimi kısıp, kafamı kaldırarak etrafıma bakındım. Bu kadar yüksek bir sesin her tarafı sarması ne kadar da rahatsız ediciydi. Gözlerimi, kollarımı sarmış bir gerilim gibi hissettim. Havanın, sanki bir anda sıcaktan donmuş gibi kesildiğini fark ettim. Bu ses, bana huzursuzluk veren bir şeydi; sesin bir ‘kırılma noktası’ gibi bir etkisi vardı. Sadece bir an, bir motosikletin motoru bana ne kadar yoğun ve yıpratıcı gelebilir diye düşündüm.
Sokakların Gözleri, Kulaklarımda Yankılayan Ses
Kayseri sokaklarında bir yürüyüş yaparken, genellikle etrafımdaki her şeyle daha derin bir bağ kurarım. Ama o sabah, 72 desibel gibi bir sesin yavaş yavaş kulaklarımı tıkadığı anda, her şey farklı hissetti. O motosikletin sesi, arka planda yavaşça kaybolan bir anın yankısı gibi kalmıştı. Evet, sadece ses değildi… bir şekilde hayatımda daha önce hiç hissetmediğim bir boşluk vardı. O sesin yarattığı huzursuzluk, içimdeki o kasvetli duyguları daha da derinleştiriyordu.
Bir süre sonra motosiklet geçti ama hâlâ kulaklarımda çınlayan bir yankı vardı. 72 desibel yüksek mi? Kesinlikle yüksek, dedim kendi kendime. Ama içimde bir başka soru da belirdi: “Hangi sesler aslında bizi daha çok etkiler? Gerçekten sesin desibelini ölçebileceğimiz kadar net ve somut bir şey midir bu?”
İçimden bir ses, aslında hepimizin hayatındaki gürültülerin yalnızca kulaklarımızla duyulabilen fiziksel dalgalar olmadığını söyledi. Hayatta o kadar fazla ‘gürültü’ var ki… Fakat bazı sesler, ruhumuza işliyor. Belki de ben her zaman bu dünyadaki gürültülerle boğuluyordum. Kim bilir?
Bir Yandan Kayseri, Bir Yandan İçimdeki Savaş
Motosikletin sesiyle kaybolan o anın içinde, birden Kayseri’nin daha da uzaklaştığını fark ettim. Sokaklar, binalar, her şey… O kadar geride kalmıştı ki. İçimde derin bir boşluk vardı. Ama bir yandan da içimdeki bir şey beni sürüklüyordu. Bir şeyler yapmak zorundaydım. Duygularım, kaybolan bir sesin ardından seni bulmaya çalışıyordu. Kayseri’nin gürültüsüne karşı koymaya çalışan bu içsel savaş, bana hiç bitmeyecek gibi geliyordu.
Bir arkadaşım, geçenlerde bana “Bu sesler, bazen hayatımızdaki huzursuzlukların sadece yansımasıdır,” demişti. O an içimdeki duyguları tam olarak nasıl ifade edeceğimi bilmiyordum. Ama gerçekten de, her şey bir anda çok yüksek, çok patlayıcı oluyordu. O motosikletin sesi, bazen tüm düşüncelerimi bastırarak, ruhumu kıskaca alıyordu. 72 desibel, işte bu kadar… Ama gerçek gürültü, seslerin ötesindeydi. Bazen içindeki boşluk, insanı daha çok sarmalıyordu. Sadece sessizliği bulmak, bir anlığına bile olsa o boşluktan kaçmak istiyordum.
Desibelin Ardında Kalan
Sokakta yürürken her adımda, kaybolan o sesin etkisini üzerimde hissetmeye devam ettim. Bir de o sabah kaybolan umutlarım vardı. Kayseri’deki her adım, kaybolan hayallerim gibiydi. Evet, motosikletin sesi gitmişti, ama o sesin yarattığı boşluk, bende hala duruyordu. 72 desibel yüksek miydi? Belki de, ama daha yüksek sesler de vardı hayatımda… İçimdeki sesler. O kadar gürültülüydüler ki, en güçlü desibel bile onlar kadar etkili olamazdı.
Kayseri’de her şey, her ses, her gürültü bazen beni boğuyor. Ama bir de sesin arkasında kaybolan bir şey var. O kaybolan şey, belki de hayatın gerçek anlamıydı. Ne motosikletin sesi ne de herhangi bir gürültü, içimdeki boşlukla yarışabilirdi. Ve bu sessiz boşluk, her zaman hayatımda yankılanmaya devam ediyordu.
Sonunda sokaktan çıkarken, içimde hala yankı yapan o sesin etkisiyle yavaşça adımlarımı atıyordum. Belki de bu ses, bir daha hiç gitmeyecekti. Ama ben yine de her zaman yeniden başlamaya hazırdım. Çünkü içimde bir umut vardı. 72 desibel bir gürültüydü, ama bu gürültü de bir şekilde geçecekti.
Ve belki de, sesin gerçekten yüksek olması gerekmiyordu.