Hz Ömer Emevi mi? Bu Kafa Karıştırıcı Bir Durum!
İzmir’de yaşıyorum, 25 yaşındayım, sürekli espri yapmayı seven ama bir o kadar da kafa yoran biriyim. Yani her şeyin “tamam” göründüğü ama aslında “neden?” diye sormadan duramayacak kadar içsel bir huzursuzluğum var. Tam böyle bir durumda, bir arkadaş ortamında, muhabbetin dibine vura vura “Hz Ömer Emevi mi?” diye bir soru ortaya atıldığında, içimdeki o çelişkiler patlak veriyor.
Ömer’in Emevi olup olmadığı meselesi tam da böyle bir şey: Başta ne kadar basit görünüyor, ama sonra durup durup o sorunun içinde kayboluyor insan. Hadi, biraz eğlenceli bir bakış açısıyla, bu konuyu birlikte irdeleyelim.
—
Hz Ömer ve Emeviler: Aynı Çatı Altında Mı?
Tamam, hemen söyleyeyim: Hz Ömer, Emevi değil. Biraz kafa karıştırıcı olsa da, tarihi olayları, koca bir dönemi, bir çırpıda anlamak kolay değil. Hz Ömer, İslam’ın ilk yıllarında önemli bir sahabe ve halife olarak kabul ediliyor. Yani, onu, İslam’ın temel taşlarından biri olarak kabul ederken, Emevi hanedanıyla bir bağlantı kurmak biraz yanıltıcı olabilir. Emeviler, Hz Ömer’den birkaç kuşak sonrasının meselesi.
Ama şöyle de düşünmeden edemiyorum: Bu kadar tarihî detaya boğulmaya gerek var mı? Adam, “Ya şu Hz Ömer Emevi mi?” diyen birinin karşısında sağa sola bakıp, “Evet, evet, ben de ilk başta düşündüm ama şununla açıklayayım…” diye mi anlatacak? Evet, belki de biraz fazla düşünmeyi seven bir insanım, ama bazen de öyle düşünüyorum: Yahu, belki biz bu kadar derinlere inmeden de aynı sonuçlara varabiliriz. Hani işin sonunda şöyle demek yeterli olmaz mı: “Emevi değil ama Emevi olsa ne olur, olmasa ne olur?”
—
İç Sesle Yükselen Sorular: “Peki ya Emevi olsaydı?”
Zihnime gelen o soruları yazarken ben, bir arkadaşımın bir esprisi aklıma geliyor. Geçenlerde, arkadaş grubu olarak bir kafede otururken, biri Hz Ömer’le ilgili bir şey söyledi. Ben de tabii ki bu soruyu sorarak, “Peki ya Emevi olsaydı?” dedim. Cevap şu şekilde geldi:
“Ya Emevi olsaydı, halifelik biraz daha farklı olur muydu sence? Mesela, iktidar biraz daha ‘bireysel’leşmiş olur muydu? Beylikler falan kurar mıydı?”
Ben de içimden “Hah! Bunu soracağım şimdi!” dedim, ama bir bakıyorum arkadaşım kafayı camdan dışarıya takmış, konuyu başka bir yere çekmeye çalışıyor. İşte böyle anlarda iç sesim devreye giriyor:
“Aman Tanrım, ben de ne sorular soruyorum? Bu kadar tarihsel bir meseleyi, şimdi niye böyle esprili şekilde tartışıyoruz ki?”
—
“Hz Ömer Emevi mi?” Üzerine Birkaç Cümleyle
İç sesimle bir uğraşırken, bir yandan da şunu düşünüyorum: İzmir’de yaşayan biri olarak, birinin Hz Ömer’in Emevi olup olmadığına kafa yorması garip gelmemeli. Çünkü İzmir’de yaşamak, her an bir tarihsel olaya, bir dini tartışmaya, ya da işte bir konuda derin düşünmeye yer açabilen bir şey. Ama gel gör ki, tarihî bir figürün kimliğiyle ilgili sorular sormak, sanki “Bunu anlamak gerçekten önemli mi?” sorusunu da getirebiliyor.
Hadi, biraz daha derinlere inelim: Hz Ömer, gerçekten de Emevi olsaydı, İslam tarihindeki pek çok olay çok daha farklı gelişmiş olur muydu? Belki de. Ama burada işin eğlenceli yanı, hepimizin bir şeyleri “daha farklı” görmek istememiz. İşte bazen, o “başka ne olabilir” sorusu dönüp duruyor insanın kafasında.
—
Bir Espriyle Düşünce Yolu: “Emevi Olsaydı Ne Olurdu?”
Sahne:
Kafede bir arkadaşım, yüzüme bakarak şunu diyor: “Ama ciddi olalım, Hz Ömer Emevi olsaydı, o kadar da sessiz ve derin bir adam olur muydu? Gerçekten ne beklerdin, Halife Ömer’in Instagram postlarında ‘#derin’ falan yazmasını?”
Ben bu espriye gülüyorum tabii, ama bir yandan da içimden düşünmeye başlıyorum:
“Yani, şimdi düşündüm de, Hz Ömer’in sosyal medyada varlığı olsa, hangi tür içerikler paylaşırdı? Felsefi gönderiler mi? Yoksa ciddiyetle yapılan bir sohbetin ardından, bir de mizahi meme falan mı paylaşırdı?”
—
Sonuç: Hz Ömer Emevi Olabilir Miydi?
Gerçekten de, “Hz Ömer Emevi mi?” sorusuna verdiğimiz cevap, çoğu zaman, tarihsel bir konu olmanın ötesinde, zihnimizde şekillenen bir hal alıyor. Bizim tarih anlayışımız, şüphelerimiz ve fikirlerimizle iç içe geçiyor. Belki de bu tür sorular, sadece tarihsel gerçeklerle değil, daha çok toplumda nasıl algıladığımızla ilgili.
Bir yanda, “Emevi mi?” diyerek kimlik üzerine kurduğumuz tartışmalar; diğer yanda, derin düşüncelere dalıp, aslında çok daha farklı bir noktaya geliyoruz. “Hz Ömer Emevi mi?” sorusu, sadece tarihi bir kimlik sorusu olmaktan çıkıp, bizim, geçmişe dair ne kadar fazla anlam yüklediğimizi de gösteriyor.
—
“Ve bir de şöyle diyelim…”
Eğer bir gün Emevi olsaydı, belki de “#derin” yerine, “Emevi mi? Hadi bakalım!” diyerek, memleketin dört bir yanında tarihî figürleri birer popüler kültür figürüne dönüştürürdük. Ama şu da bir gerçek ki, her halükarda, tarih bizden daha büyük ve önemli bir şeydi. Yani, sonunda tek bir soru kalıyor: Hz Ömer Emevi mi? Yoksa, biz mi gereksiz derin düşüncelere dalıyoruz?
—
Ve, işte!